24 Mayıs 2019/Sektör

Ürün geliştirme kültürü: Çalışma ortamı

Bu serinin başından itibaren sürekli ürün üzerine odaklı yazılar yazıyorum. Bu sefer ürün geliştirme kültürüne biraz daha geniş açıdan bakmak istedim. Bir ürünü geliştirirken çalışma ortamı nasıl olmalı, takımın içindeki üyeler hangi ortamlarda daha efektif olabilir ve bu efektifliği maksimuma nasıl çıkarabiliriz gibi soruların cevaplarını incelemek, ürün geliştirme sürecinin en büyük resmi bana göre.

Tüm her şeye başlamadan önce, çalışma ortamını Türkiye’de üst düzeyde tutabilen bir şirkette çalıştığımı söylemek istiyorum. Bunu söyleme nedenim, az sonra paylaşacaklarımı gerçekten birinci gözden gördüğümü belirtmek istememden kaynaklı. Bir çok şirketin aksine, ofis ve çalışma ortamının efektif kullanılması Masomo’da sadece göstermelik değil, motivasyonu son derece artıracak şekilde, başarılı bir şekilde yapılıyor.

Çalışanlarınıza güvenin

Bir ekibi ekip yapan şey, ne şirketin kurumsal kimliği, ne ürününüz ne de başarılarınız. Bir ekibi gerçek bir ekip yapan şeyin ekip içerisindeki üyeler olduğunu asla unutmamalısınız. Çalışanlarınızın mutluluğu ve motivasyonu, sizi iyi bir ekip lideri yapacağı kadar, ürünün başarasında da oldukça kilit bir rol oynar. Özellikle yaşadığımız ülkede şartları göz önüne aldığımızda, genel olarak mutsuzluk ile yaşamaya alışmış insanlar iş ortamlarında daha çok sıkılıp, yaptıkları işe kendini veremeyebiliyorlar. Fakat bu durumu büyük bir avantaja çevirmek çok basit. Onlara sağlayabileceğiniz sağlıklı bir ortam ile kendisini mutlu hisseden ekip üyelerinin hem hayatlarına hem de iş yapış şekillerine çok rahat dokunabilirsiniz. Ve bu dokunuş, inanamayacağınız şekilde her şeyi değiştirebilir.

Kendisine güvenildiğini hisseden, kendisine güler yüz ile samimi bir şekilde yaklaşıldığını gören bir ekip üyesi, kontrol edilen ve sürekli belirli kurallar içerisinde bir zorunlulukla çalışan kişilerden çok daha yaratıcı ve sorumluluk sahibi olabiliyor. Burada asıl bahsetmek istediğim nokta sorumluluk sahibi olması. Bu sorumluluğu başka bir yerden değil de, kendi içinde hisseden bir ekip üyesinin yaptığı işe olan saygısını ve sevgisindeki artışı gördüğünüz zaman inanamayacaksınız. Bu konuda asıl düşünmeniz gereken konu bir çalışanı nasıl kontrol altında tutacağınız değil, kontrol altında tutulması gereken bir çalışan ile çalışmak isteyip istemediğiniz aslında.

Yazının başında da dediğim gibi, ben bu motivasyonu en yüksek yaşayan şanslı insanların bulunduğu bir ofiste çalışıyorum. Patron dediğimiz kişinin aslında aynı ekibin bir üyesi olduğunu hissedebiliyorum. Zor zamanlar geldiğinde nasıl ki biz kolları sıvıyorsak, o da kollarını sıvayıp işin içine girebiliyor. Ya da moraliniz bozuk olduğunda oturup dertleşebiliyorsunuz. Bu tarz şeyler duyulduğu zaman ne kadar kulağa basit şeylermiş gibi gelse de, yapılması oldukça zor ve yapıldığı zaman da iş hayatını kökünden değiştirebilecek şeyler.

Bir çalışanın kontrol altında tutulmaması ya da o çalışana neyi ne zaman yapacağını harfiyen söylememeniz, o çalışanın verimliliğini düşürmez aksine kendi içinde hissettiği sorumluluk duygusu ve ekibe olan güven ile bir şeyleri kendisinin yapması gerektiğini bilir. Eğer bir çalışanınız rahat bıraktığınızda böyle düşünmüyor, memur zihniyeti ile hareket etmeye devam ediyorsa o çalışanı kontrol altında tuttuğunuz zaman da istediğiniz işin olmayacağından emin olabilirsiniz.

Hata yapan ekip, çalışan ekiptir

Bu sözü artık her yazımda görebiliyorsunuz. Bundan sonraki yazılarımda da görmeye devam edeceğinizin garantisini verebilirim. Çünkü hata yapmak -özellikle dijital bir sektörde çalışıyorsanız- inanılmaz güzel bir duygu. Tabii bu, hatanın geri dönüşünde kollarınızı sıvamanız ve bile bile yapmamanız kaydıyla. Spotify‘ın liderlerinden birisinin dediği “Dünya’nın en hızlı hata yapan şirketiyiz” cümlesini duyduğumdan beri hep imrenmişimdir. Çünkü bu cümlenin arkasında yatan değerler bir ekibin neden başarılı olduğunu bizlere söylüyor aslında.

Hata yaptığınız zaman kazanacağınız en büyük şey tecrübe. Tecrübe, ne 4-5 senelik üniversite hayatınızda, ne stajınızda ne başka bir yerde öğrenebileceğiniz bir şey değil. Bir sorumluluğunuz varken yaptığınız hatayı belki de hayatınızın sonuna kadar unutamazsınız. Unutmadığınız için de bu hatayı tekrar yapma şansınız oldukça düşük. Bu yüzden iyi bir ekip içerisinde hata yapmak sizin kendi kariyerinizi geliştireceğiniz kadar, ekibin gelecekteki iş yapış şekillerine de etki edecektir.

Bir ekip içerisinde hata yapıldığı zaman bireysel değil ekip olarak bu hatayı yaptığınızı unutmayın. Eğer ekibiniz bu hatayı ben yapmadım, yapan düzeltsin mentalitesinde ise o ekibi kurarken ya da yönetirken bir yerde yanlış yapıyorsunuz. Bu şekilde bireyselliğin bulaştığı hiç bir ekip, hiç bir işi başarılı şekilde yapamaz. Bir ekip başarıyı sahiplendiği kadar, başarısızlığı da birlikte sahiplenmelidir.