Nasıl yaptığınız ne yaptığınızdan önemli

02 Nisan 2020 - Sektör

Özellikle dijital sektörde çalışıyorsanız ya da çalışacaksanız, her şeyden önce kendinizle ilgili geliştirmeniz gereken en önemli şeylerden biri iş yapma şeklinizin düzenli ve sistemli olması. Teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde gelişmesiyle, ekiplerin sayısının giderek artmasıyla ve hatta yavaş yavaş sektör olarak evden çalışma modeline geçilmeye başlanmasıyla, iş yapış şekliniz kariyeriniz için hayati önem taşıyor. Dijitalde başarılı olmak için artık sadece başarılı fikirler ve işler ortaya koymanız yeterli olmuyor, bunları en düzenli ve en sistematik şekilde yaparak da ek bir değer koymanız gerekiyor.

Yıllardır yazılım şirketlerinde çalıştığım için yazımın bir çoğu buradaki tecrübelerimden kaynaklı ancak reklam ajanslarında, danışmanlık ajanslarında, girişimlerinizde ya da freelance işlerinizde de buradaki örneklerden farklı şeyler yaşadığınızı pek düşünmüyorum. Çünkü genel olarak soyut hizmetler ve ürünler sunan işletmelerin başarılı ya da başarısız olmalarındaki en büyük etken iletişim ve iş yapış şeklinin sistemsiz/düzensiz olması konusu. Hem kişinin kendisinde olan çalışma şekli hem de bütün ekibin benimsediği çalışma şekli bir şirketin ya da ürünün başarılı olup olmamasını etkiliyor.

Ekip ile ilgili bu iletişim ve iş yapış şekliyle ilgili böyle bir blog yazısı yazmak neredeyse imkansız. Çünkü bu konu üzerine yazılmış yüzlerce kitap, yüzlerce eğitim ve binlerce tartışma konusu bulunuyor. Kanban, scrum gibi metodları öğrenmek ve uygulamak için ekipler aylarca üzerinde çalışıyor, konuşuyor, kendilerini entegre etmeye çalışıyor. Bununla ilgili de bir yazı dizisi oluşturmak istiyorum doğrusu fakat bu yazının konusunu daha fazla kendimizin iş yapış şeklini nasıl geliştirebiliriz ve ekibe nasıl daha faydalı olabiliriz olması gerektiğini düşünüyorum.

Yapılacaklar listenizi hazırlayın

Yalnızca iş hayatınızı değil, kişisel hayatınızı da etkileyecek en önemli şeylerden birisi her zaman bir yapılacaklar listenizin bulunması. Büyük projelerin yönetildiği gibi kendi hayatınızı da size en uyacak şekilde bir todo uygulaması ya da proje yönetim aracı ile yönetmeniz mümkün. Eğer bu alışkanlığı kazanırsanız bundan sonraki hayatınızın ne kadar kolay olacağını göreceksiniz. Aynı büyük dijital projelerinizde olduğu gibi, kendinize uygun bir iş şemasını bu programlar ile oluşturun. Yapılacaklar işler, o an gündeminizde olan işler ve geçmişe dönük işleriniz bir tablo üzerinde, istediğiniz zaman istediğiniz yerden ulaşılabilir olsun. Bununla ilgili piyasadaki neredeyse bir çok programı uzun süre kullanmış birisi olarak söyleyebilirim ki Trello benim için en uygun araç oldu. Tüm tahtayı istediğiniz gibi kişisellendirebiliyor olmanız, basit ve kullanışlı arayüz tasarımı ve güzel eklentileriyle neredeyse ihtiyacınız olan tüm her şeyi size ücretsiz bir şekilde sağlıyor.

Büyük bir proje yönetir gibi kendi işlerinizi yürütün dememin sebebi aslında gerçekten her ikisinin de birbirinden çok farklı olmaması. Örneğin; Kanban ile geliştirdiğiniz bir proje gibi, kendi işlerinizi de Kanban metoduyla yönetebilirsiniz. Kanban içerisindeki kısıtlamaları (yapılıyor listemde en fazla 3 iş tutmalıyım, yapılacak işlerime en fazla 10 iş almalıyım gibi) kendi iş planınıza da uygulayabilirsiniz. Bu sayede büyük projelerde efektif olmak için yapılan tüm kazanımları kendi hayatınıza çok basit bir şekilde uyarlamış olursunuz.

Kanban konusuna pek girmek istemiyordum fakat parantez içinde verdiğim örneği Kanban mantığı ile çok az açmak istiyorum. Yapılacak işlerime en fazla 10 iş alabilirim gibi bir kuralınız olduğunda ve yapılacaklara bir iş eklemeniz zorunlu olduğunda, istemsiz olarak yapılacak listenizde beklettiğiniz bir işi yapıp tamamlıyorsunuz. Bu sayede onlarca maddenin bulunduğu yapılacak listesinin işe yaramazlığı yerine, belirli kuralları olan ve sizi iş yapmaya iten bir sistemi kendi hayatınıza uyarlamış oluyorsunuz.

İletişim, iletişim, iletişim

3 kere değil belki 30 kere yazmak gerekiyor bu kelimeyi. Dijitalde çalışıp, iletişim kuramadığınızı düşünüyorsanız (özellikle proje yöneticisi, ürün yöneticisi, ekip lideri gibi konumlardaysanız) size en büyük tavsiyem bir an önce başka bir sektöre doğru yönelmeniz olmalı. Çünkü iletişimin olmadığı bir dijital şirket ya da ürün, maalesef çökmeye mahkumdur. Yaptığımız işlerin çoğu soyut işler. Bu da dijitalin başlıca zorluklarından birisi. Bunun üzerine bir de ekip içi iletişimsizlik hakim olursa bu durum işleri 2 kat değil, 10 kat zorlaştırır. İletişimsiz bir şekilde ilerlemeyi seçerseniz her şeyin yarım kaldığı, başlanan işlerin hiç bitmediği ya da bitirilen işlerin aslında planlanmadığı gibi bittiği örnekleriyle karşılaşmaya hazır olun.

Ekibinizle konuşmaktan, soru sormaktan ya da onları yönlendirmekten hiç bir zaman çekinmeyin. Gerekiyorsa her gününüzün belirli bir zaman dilimini ekip ile aynı düşüncede ilerlediğinizi doğrulamak üzerine harcayın. Unutmayın, üzerinde çalıştığınız projeler sizin kişisel işiniz değil, bir ekip işi. Bu yüzden tüm ekip ile aynı sayfada olmak oldukça önemli. Çözüm odaklı, düzgün bir şekilde soru sormaktan, bilmediğiniz şeyleri öğrenmeye çalışmaktan asla çekinmeyin. Şimdi bunu sorarsam iş bölünür, aptal gibi gözükürüm düşüncesi hiç bir zaman aklınıza gelmesin. Dijitalde kimsenin her şeyi bilme gibi bir ihtimali yok. Hepimiz her saniye birbirimizden yeni tecrübeler, yeni bilgiler öğreniyoruz.

Aynı sayfada olmak için sorduğunuz bu rutin sorular belki de ekibinizin 1 hafta boyunca yanlış bir iş üzerinde çalışmasını engelleyebilir. Ya da ekibin içinde bir yazılımcıysanız, proje ile ilgili soruyu ürün yöneticisine, proje yöneticinize sormanız onların unuttuğu ya da hiç düşünmediği bazı durumları düşünmelerine yardımcı olabilir. Ekip içerisinde sorulan her soruyu düzgün bir şekilde, olabildiğince açık olarak cevaplamaya çalışın. Soru soran taraftaysanız, sorununuzun ne olduğunu açık bir şekilde sorun. Unutmayın ki bir ekip içerisindeki onlarca akıl her zaman tek bir akıldan üstündür. Kimden ne öğreneceğinizi hiç bir zaman tahmin edemezsiniz.

Sinirlenmeyin, bozulmayın, küsmeyin

Bu sektör içerisinde belki de en çok başa çıkmaya çalıştığımız konu bu. Ekip içerisinde oluşan küslükler ve gerginlikler. Bunun en büyük sebebi, kişilerin kendilerini bir ekibin ve projenin bir parçası olarak görmemesi. Söylenilen fikirleri, sizin fikirlerinize karşı üretilen argümanları hiç bir zaman küçümsemeyin ya da size karşı bir saldırı olarak görmeyin. Düzgün bir ekip içerisinde herkes projenin ya da ürünün başarılı olması için çalışmalı.

Kişiselliğinizi bir yana bırakıp, ekip ile tek bir yumruk olarak ortak bir amaca yürüdüğünüzde doğrunun ya da yanlışın kim tarafından söylendiği önemsiz bir detay oluyor. Tek önemsediğiniz şey ortadaki fikrin ekibinizi ve üzerinizde çalıştığınız projenizi nasıl başarılı hale getireceği olmalı.

Fikrinizi açıkça belirtmekten asla çekinmeyin. Fikrinizi belirtirken tüm ekibin anlayacağı şekilde basit ve anlaşılır olmaya çalışın. Bir ekip içerisinde herkesin uzmanlık alanının farklı olduğunu unutmayın. Sizin uzmanlık alanızda olan bir şeyi ekibinize anlatırken, bu işi sizin kadar bilmediğini unutmayın. Bu yüzden siz bu ekipte varsınız, ekip içerisindeki herhangi bir kişinin işi sizin kadar bilmesi gerekmiyor. Siz bunu bu kadar iyi bildiğiniz için bu ekibe bu konuda yol gösterici olun. Bunu yaparken de güçlü bir iletişimden ve açıklayıcı, sade bir dilden asla vazgeçmeyin.

Sisteminiz ve standartlarınız olsun

Yazılımcılar arasında çok beğendiğim bir konu var. İyi bir yazılımcı olmanın kurallarından birisi, yazdığınız kodu başkası okuduğunda bu kodu sizin yazdığınızı anlamamasıdır. Eğer bu anlaşılmıyorsa demek ki siz yazılım kurallarına ve standartlarına uygun kod yazan başarılı bir yazılımcısınızdır. Mesleğiniz ne olursa olsun bu yolu izlemeniz çok önemli. Yaptığınız işlerin hepsinin bir standartı ve devam edilebilirliği olmalı. Siz işi bıraktığınızda yerinize gelen kişiye ya da yeni bir iş arkadaşıyla çalışmaya başladığınızda bu kişiye kendinizi ve tüm işi baştan aşağı anlatmak yerine işi yapma sisteminizi anlatabiliyorsanız başarılı bir iş yapmışsınız demektir. Standartları olan ve ekip ile ilgili işlerde tüm ekibin anlayabileceği ortak bir dil kullanarak uzmanlığınızı gösterebilmek size hem zaman hem de kalite sağlayacaktır.

Sistemli ve devamlı olmayı yaptığınız her işe uyarlamaya çalışın. Yaptığınız işi sadece bir kerelik olsa bile sürekli devam edecek bir iş olarak düşünün. Örneğin; Jira’da bir madde açarken bu maddenin belli bir şablonu olsun. Her maddeyi aynı şablona uygun şekilde yazmaya özen gösterin. Bu sayede ekibiniz bir süre sonra belirli bir sisteme alışacak ve her maddeyi teker teker anlamak yerine, zaten neyin nerede yazılı olacağını bildiği için hız kazanacak, daha kaliteli işler ortaya koyacaktır. Bunun bir diğer avantajı da, aynı işi yaptığınız kişiler ile belirli bir dili konuşabilecek olmanız. Bu maddenin başında yazdığım gibi, bir yazılımcının yazdığı kod nasıl standarta uygun olduğunda başarılı oluyorsa, siz de oluşturduğunuz standartlara bağlı kaldığınız sürece başarılı olacaksınız.

Kısacası, kişisel ve iş hayatınızı da dijital sektörde ürettiğiniz bir proje ya da ürün gibi görmeye başlamalısınız. Nasıl ki bu projeler ve ürünler belli bir sistem üzerinde yürümek zorundaysa, siz de kendi hayatınızı belirli bir sisteme adapte etmeli, iş yapış şeklinizi bu sistem ve standartlar doğrultusunda yürütmeli ve kendi proje yöneticiniz olmak zorundasınız. Dijital sektör en ufak bir gözden kaçırmayı ya da unutkanlığı affetmeyecek boyuta doğru ilerliyor. Bu büyük sorumluluğun ve başarısızlığın altında kalmamak için ekipten ya da üründen önce kendinizden başlayarak sisteminizi, standartlarınızı belirlemeli ve iş disiplininizi kendi kendinize yönetebilir olmalısınız.