Yeni ama tecrübeli bir Battle Royale

09 Nisan 2020 - Oyun İncelemesi

Bundan tam 1 sene önce, o zamanlar piyasaya yeni çıkmış olan Battle Royale oyunu Apex Legends hakkında detaylı bir ilk bakış incelemesi yazmıştım. Bu sene de 10 Mart tarihinde Battle Royale oyunlarına bir yenisi eklendi. Bu sefer eklenen oyun yıllardır savaş mekaniğini geliştirmiş, insanlara kendisini kanıtlamış ve bir çok kişinin gönlünde taht kurmuş Call of Duty efsanesinden geldi. Peki tüm oyunlarıyla neredeyse her insanı canlandıran bu seri, battle royale’i becerebildi mi?

Call of Duty yıllardır bize çok çeşitli oyun deneyimleri yaşattı. Hikaye modu ve multiplayer modu ile oyuncuları neredeyse hiç üzmedi desek yeridir. Mekaniğiyle, oynanışıyla ve topluluğu ile her zaman yaşayan bir oyun oldu. Battle royale dünyasına da aslında 5-6 ay kadar önce mobil oyunları ile giriş yapmışlardı. Hatta bu oyun, mobil oyunlar arasında çok hızlı bir şekilde yükseldi ve yakından takip edemesem de şu anda hala en yüksek oyuncuya sahip oyunlardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Mobil oyundan sonra bu sefer de konsol ve masaüstü bilgisayarlar için kolları sıvadılar ve karşımıza Call of Duty: Modern Warfare’ın bir parçası olarak Call of Duty: Warzone olarak çıktılar.

Oynanış

Klasik battle royale oyunlarında olduğu gibi tek başınıza ya da takımınız ile toplam 150 kişinin bulunduğu bir haritada oyuna başlıyorsunuz. Başlangıçta basit bir silah ile oyuna başlarken, yerden topladığınız çeşitli envanterler ile bu 150 kişi arasında son hayatta kalan kişi ya da takım olmak için yarışıyorsunuz. Ancak Warzone, diğer bir çok battle royale oyununa göre farklı ve inovatif özellikler ile hayatımıza girdi. Bu özelliklere birazdan teker teker değineceğiz.

Bir battle royale oyununun en düzgün çalışması gereken bölümü tartışmasız silah ve hasar mekanikleri. Her şeyin anlık geliştiği ve çok fazla aksiyon içinde kalmadığınız bu tarz oyunlarda, eğer bu iki mekanik düzgün çalışmıyorsa bir hayli sinir bozucu olabiliyor. Fakat Call of Duty yılların verdiği tecrübe ile zaten bu mekaniklerde hata yapmasının zor olduğunu kanıtlamış oyunlardan birisi. H1Z1 gibi, PUBG gibi tek bir seferde geliştirdikleri bir mekanik yok. Belki de 15 seneden fazladır bu mekaniklerin içerisinde olan bir ekip kendisi. Bu yüzden de çıktığı gibi hatasız bir şekilde bu mekanikleri bize sunabilmişler. Diğer battle royale oyunları çıktıktan sonra belki de 1 sene boyunca bu mekanikleri düzenlemeyle uğraştı. Call of Duty ise ilk günden bu mekanikleri neredeyse hatasız bir şekilde bize sunabildi.

Oyunu ilk açtığınızda oldukça karışık bir menü karşılıyor sizi. Bu ilk bir kaç gün boyunca sizi rahatsız edebilir. Fakat daha sonra oyun içi farklı özellikleri çözdüğünüzde menü daha anlaşılır hale geliyor. Bir battle royale oyununa göre çok fazla tutorial’a sahip. Bu kadar yeni özelliği ve mekaniği tek başına anlamanız çok zor olduğu için tutoriallar üzerinde oldukça uğraşılmış. Menüde birazdan anlatacağım loadout özelliğinde kullanacağınız silahları, karakter özelleştirmeyi, battle pass bölümünü ve oyun mağazasını görüntülüyorsunuz. Sürekli yeni bir içerik açtığınız için ya da Activision tarafından sürekli yeni bir bundle mağazaya yollandığı için bu menülerdeki bildirimler hiç gitmiyor desek yeridir. Sürekli yaşayan ve yeni şeyleri deneyimlediğiniz bir menü olmuş. Oyuna alıştıkça da menü karmaşıklığını bir kenarıya bırakıyor ve oldukça kullanılabilir hale geliyor.

Nedir bu yeni özellikler?

Öncelikle bana göre Warzone’da gördüğümüz en büyük yenilik oyuna ikinci kez katılma hakkınızın bulunması. Activision Gulag adında bir özelliği oyuna eklemiş. Bilinen battle royale oyunlarında bir kere öldüğünüzde oyununuz sona eriyor ve tekrar oyuna sıfırdan başlamanız gerekiyor. Fakat Warzone’daki Gulag özelliği sayesinde öldükten sonra, sizi başka ölen bir oyuncu ile teke tek bir hapishanede karşılaştırıp, bu karşılaşmadan galip çıkanı tekrar oyuna gönderiyor. Bir nevi bu oyunda bir değil, iki kere ölme şansınız var. Battle royale ruhuna oldukça karşı bir hareket olsa da, bir yandan da battle royale’in en büyük sorunu olan oyuna geç başlama ama erken bitirme olayını ortadan bir nebze kaldırmış gibi duruyor. Bu yüzden belki battle royale ile ilk tanıştığımız zamanlar böyle bir mod olsaydı değerinden eksiltebilecek bir özellik olabilirdi fakat artık oyuncuların daha hızlı oynama istekleri ve daha az bekleme isteklerini karşılamak için böyle bir yola girilmesini mantıklı buluyorum.

Yeni özelliklerden bir diğeri ise Loadout adını verdikleri bir nevi silah toplama sistemi. Sıradan battle royale oyunlarında bir cephaneniz ya da silahınız bulunmaz. Oyuna girdikten sonra harita içerisinden topladığınız silahlar ile oyunu oynarsınız. Warzone’da da aslında başlangıç aynı şekilde başlıyor fakat belirli bir süre sonra hayatta kalabilirseniz haritanın belirli yerlerine loadout kutuları düşüyor. Bu kutuların içerisinde silah seviyelerinize göre düzenleyebildiğiniz, sürekli sizin olan silahlar bulunuyor ve bunları bu kutulardan ücretsiz bir şekilde alıp, oyun içerisinde kullanabiliyorsunuz. Doğal olarak bu silahlar, haritada bulduğunuz silahlardan biraz daha kaliteli. Ancak silahları geliştirmeniz için bu silahlar ile oynayıp tecrübe puanı kasarak silahların donanımlarını yükseltmeniz gerekiyor. Bu da daha önce hiç bir battle royale oyununda görmediğimiz, benim düşünceme göre güzel özelliklerden birisi olmuş. Bu sayede oynamayı sevdiğiniz silahlar ile daha çok oynayabiliyorsunuz ve bu silahları daha çok oynadığınız için kendinize uygun şekilde geliştirebiliyorsunuz.

Warzone nereye gidiyor, bu işi başarabilecek mi?

Activision bu oyuna çok fazla değer veriyor ve üzerinde çok çalışıyor. Örneklemem gerekirse, oyuna 8 Nisan tarihinde 10 GB’ın üzerinde bir update geldi. Bu kadar yüksek boyutlu bir update’in bize vereceği ipucu, ekibin oyunu her saniye geliştirdiği olabilir. Neredeyse her hafta yeni bir özellik ile geliyorlar ya da oyun içi çok bariz olan hataları hızlı bir şekilde düzeltiyorlar. Oyun beta aşamasında olmasına rağmen bu kadar yüksek boyutlu ve sık güncelleme çıkmaları, oyunu ve oyuncuları düşündüklerini gösteriyor. Bu yönüyle de şu ana kadar gördüğümüz tüm battle royale oyunlarından daha farklı ve daha kaliteli bir deneyim ile karşı karşıyayız.

Biz uzun bir süredir bu battle royale ne zaman bitecek, bu moda ne zaman geçecek dedikçe karşımıza güçlü oyunlar çıkmaya devam ediyor. Bu yüzden artık ben de bu modanın geçmesini beklemek yerine bu oyunlardan olabildiğince zevk almanın derdindeyim. Çok uzun süre oynadığım PUBG deneyiminden sonra Warzone bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Zaten oynaması oldukça eğlenceli, yabancısı olmadığımız bir dünyanın battle royale oyununu sevmemek çok zor. Bir de yılların verdiği deneyim olunca Activision, Warzone’u çok uzun bir süre hayatta tutacak gibi duruyor. Bu oyunun sonunun en azından başarılı bir çıkış yakalamasına rağmen hızlı bir şekilde düşen Apex Legends gibi olmayacağını söyleyebilirim.

Kısacası, yıllardır bizi kaliteli oyunlar ile buluşturan Activision yine yanıltmayarak battle royale alanında da güzel bir ürünü bizlere sundu. Sadece sunmanın da ötesinde oyunun bakımıyla, geliştirmeleriyle gelecekte de oynamaya devam edeceğimiz bir oyun olacağının sinyallerini şimdiden bize veriyor. Bu yüzden herkese arkasına yaslanıp, bu güzel oyun deneyimini ücretsiz bir şekilde oynamasını tavsiye ediyorum.