Bizim güzel mahkumlarımız: Prison Architect

Bu incelemeyi yapmaktaki en büyük amacım, yazının sonunda hepinizin bu oyuna sahip olması. Çünkü oynadığım Indie oyunlar içerisinde sanırım en fazla zaman harcadığım ve en uzun süre bağlı kaldığım oyun oldu Prison Architect. 2015 senesinde alfasıyla ortaya çıkan ve çıkışından yaklaşık 2 ay sonra keşfettiğim, Introversion Software tarafından yapılmış bu oyunun tam sürümüne artık Steam üzerinden erişebilirsiniz.

İsminden de anlaşılabileceği gibi oyunda sıfırdan bir hapishane inşa ediyorsunuz ve bu hapishanedeki mahkumlar ile ilgileniyorsunuz. 20 mahkumla başladığınız bir hapishanenin, günün sonunda 2000 kişilik dev bir hapishaneye dönüşmesini görmek oldukça zevkli. Oyunu satın aldığım ilk gece, yaklaşık 9 saat bu oyunu oynayıp sabahladım. Ve bunu neden yaptığımı, ne ara sabah olduğunu oyunun başından kalkarken anlamamıştım bile.

Oyunda iki ana seçenek var. Sıfırdan bir hapishane kurabileceğiniz, her şeyiyle ilgileneceğiniz sizi serbest bırakan mod ya da bir hikaye üzerinden ilerleyebileceğiniz mod bulunuyor. Her iki mod da oldukça zevkli ama ben bu incelememde ağırlıklı olarak serbest bırakılan moda değinmek istiyorum. Çünkü diğer mod tahmin edebileceğiniz gibi zaten sizi bir hikaye içine sokan ve o hikayeyi keşfetmenizi isteyen kısım. Burayı kendi kendinize keşfetmeniz sizin için çok daha eğlenceli olacaktır.

Benim mahkumumun bunu bana yapmaması lazım!

Oyunun en zevk aldığım kısmı, serbest modda boş bir arazi üzerinde başladığım kısım oldu benim için her zaman. Hiç bir şey daha ortada yokken planlama yapmak, ofislerin, kantinin, hücrelerin nerede olacağına karar vermek gerçekten oyunun en zevkli kısımlarından birisi. Eğer bu oyunu ilk olarak oynayacaksanız öğrenmeniz gereken çok fazla detay olacağını unutmayın. Yani hiç bir zaman ilk hapishanenizde başarılı olamayacaksınız. Çünkü kantinin, mutfağın ve hücrelerin yerini yerleştirirken bile düşünmeniz gereken çok fazla detay var. Mahkumlara uygulayacağınız rejim ile bile alakalı bu yerler. Küçük bir örnek vermem gerekirse, mahkumların hücrelerinden uzağa kurduğunuz bir kantin, mahkumların kısıtlı serbest zamanları olduğu zaman onların aç kalmasına neden olacaktır. Eğer serbest zamanı arttırırsanız da mahkumlar her an olay çıkarabilir, işler kontrolünüzden çıkabilir. Bu yüzden her saniye oyunun içinde sorunları çözmeye çalışırken bulacaksınız kendinizi. Bu sorunlar sizi oyuna sürekli bağlı tutacaktır, bundan emin olabilirsiniz.

Oyun içerisinde çok fazla değişken var. Mahkumların dini seansları, psikologlardan alacakları danışmanlıklar, workshop’larda çalışıp hapishaneye para kazandırmaları, kantinde aşçılara yardımcı olmaları gibi planlamanız gereken çok fazla mahkum işi var. Bu işler sayesinde döner sermayenizi ayakta tutabiliyorsunuz. Küçük bir tavsiye, bu tür işlemleri yaparken eğer oyuna yeni başlamışsanız, kesinlikle internetten bunların kurulumu ile ilgili tartışmaları okuyun. Çünkü kuracağınız workshop’un büyüklüğü, içerisindeki eşyaların birbirine olan oranları bile sizin para kazanma miktarınızı etkiliyor. Aynı şekilde, mutfağı kurarken de içerisine koyacağınız birbirinden farklı eşyaların belirli bir oran ile konulması gerekiyor. Bunu 3-4 hapishane inşa ettikten sonra çözüyorsunuz fakat oyunun başında bir rehberden yardım almanız oyunu hızlı bir şekilde öğrenmenize yardımcı olacaktır.

Kurduğunuz bir hapishane bir sonraki hapishanenizi de etkiliyor. Çünkü bu hapishanedeki gelir durumunuza göre hapishanenizi satıp, bir sonraki hapishanenize sıfırdan başlıyorsunuz. Yani bir önceki hapishanenizi ne kadar yüksek bir ücrete satarsanız bir sonraki hapishaneye o kadar bir sermaye ile başlıyorsunuz. Hapishaneyi ilk kurduğunuz andan sonra size verilmiş olan belirli görevler oluyor. Bunlar aslında yapmanız gereken şeyler. Fakat yine oyuna yeni başlayan birisi olarak bu görevleri tek tek tamamlayarak gitmeniz oyunu öğrenmenizi hızlandıracaktır. Belli bir süreden sonra görevleriniz bittiğinde de geriye sadece sizin vereceğiniz kararlar kalıyor.

Oyun içerisinde 4 farklı mahkum tipi var. Bunlar en uysal mahkumdan en azılı mahkuma doğru ilerliyor. Bu seviyelere göre mahkum başına devlet size belirli bir oranda para veriyor. O yüzden hapishanenizdeki kazancınızı etkileyen en önemli şeylerden birisi de hangi tip mahkumlar ile uğraşacağınız aslında. En sonda ise ölüm cezasına çarptırılmış mahkumlar var. Ölüm cezasına çarptırılan mahkumlar, diğer mahkumlar gibi sürekli olarak gelmiyorlar. Arada sırada bu mahkumları alabiliyorsunuz hapishanenize. O da eğer hapishaneniz bu mahkumlara uygun bir şekilde yapılmışsa izin veriliyor. Bu mahkumların idam edilmelerine siz karar veriyorsunuz ve bu da belirli bir yüzdelik dilime bakarak verebileceğiniz bir karar. Belirli bir yüzde üzerinde bir mahkumu idam ederseniz bazen yanlış bir karar vermiş oluyorsunuz ve bu size türlü sorunlar yaratabiliyor. Mahkumların idam edildiği sahneler bile oyunu almanız için başlıca bir sebep.

Sorun yaratmak demişken, oyunun en heyecanlı ve en güzel kısımlarından birisini de açıklayayım son olarak. Hapishanenizde, özellikle yüksek güvenlik gerektiren mahkumlarınız varsa bol bol isyan çıkıyor. Bu isyanları bastırmak ve isyanları bastırma yönlerini belirlemek tamamen sizin kararınıza kalmış. Onlara daha rahat bir ortam sunabilirsiniz, isteklerini yerine getirebilirsiniz ya da direk katı yoldan bu isyanları bastırabiliyorsunuz. Fakat tahmin edebileceğiniz gibi katı olan yolu seçtiğiniz zaman isyanlar büyüyor ve hapishanenizde bir savaş bile çıkabiliyor. Bu savaş sonucunda bazen kendi hapishanenize mahkum olarak gönderiliyorsunuz ve artık oyundaki amacınız müdür olarak yönettiğiniz hapishaneden kaçmaya çalışmak oluyor. Bu özellikle de aslında Prison Architect sizin için bambaşka bir oyuna dönüşüveriyor. Hapishane içerisinde çete kurduğunuz, stratejileriniz ile hapishaneden kaçmaya çalıştığınız bir oyun oluyor bir anda.

Özet geçmek gerekirse, içerisindeki farklı modlarıyla, sizi sürekli oyuna bağlayacak unsurlarıyla bu oyun benim için her zaman 10 üzerinden 10 puan alan bir oyun olacak. Burada bahsetmediğim ve keşfedeceğiniz daha binlerce farklı özellik var oyun içerisinde. Şu anda fiyatı yaklaşık 50 TL civarı olması lazım, belirli Steam indirimleriyle daha uygun fiyata da düşüyor bazen oyunun ücreti. Ama 50 TL gibi bir ücret bile bu oyun için oldukça az bence, piyasadaki bir çok 100 TL üstü oyundan daha çok hakkını veriyor. Umarım siz de bu oyunu satın alır ve çok keyifli zaman geçirirsiniz.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir