Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, sektörün içinden bir proje yöneticisi

Şeytan tasviri: Frank Underwood

08 Ocak 2018 - Kültür

Uzun zaman önce House of Cards dizisini keşfettim. Diziyi bir çok kişi önermesine rağmen başlarda izlememe taraftarıydım. Fakat baskılara dayanamayıp izlemeye başladım. Peki beğendin mi diye soracak olursanız şöyle söyleyeyim, şu anda diziyi 3. kez bitiriyorum ve hala ilk günkü zevki alarak izleyebiliyorum. Benim için dizilerde, filmlere nazaran oyunculuklardan ziyade senaryo çok daha önemli. Bu yönüyle de House of Cards bir çok diziye fark atmış durumda.

Sadece senaryo olarak da değil, oyuncu kadrosu ve yönetmenleriyle de bir çok diziden çok daha kaliteli. Bu oyuncuların başında tabiki Kevin Spacey ve Robin Wright geliyor. Kevin Spacey’nin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu anlamak için YouTube üzerinden belli başlı sahnelerini izlemeniz bile yeterli olacaktır. Belirli zamanlarda kameraya dönerek seyirciyle konuşması gerçekten dizinin izlenebilirliğini oldukça arttırıyor. Bu sahneler bana kalırsa tehlikeli sahneler çünkü sizi dizinin kurgusundan uzaklaştırabilecek sahneler fakat Kevin Spacey ve senaryo bunu öyle bir şekilde kurguluyor ki dizinin kurgu değil de gerçeklikten ibaret olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz.

Diziden kısaca bahsetmem gerekirse, Frank Underwood isimli bir politikacının Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına tırmanma hikayesini anlatıyor. Ve bu adımları yavaş yavaş tırmanırken içinde bulunduğu entrikaları, bazı küçük cinayetleri ve kazanmak için bir insanın nasıl her şeyi yok edebileceğini gösteriyor. Bu planlar öyle derinlemesine işliyor ki, bana kalırsa Frank Underwood tüm dizi tarihinin en şeytani karakterlerinin arasında ilk sırada bile yerini alabilir. Bu yolda sahip olduğu tüm manevi duyguları paramparça edecek kadar gözü kararmış ve en ufak bir yanlışında bir kişiyi ölüme sürükleyebilecek kadar derin düşünebilen bir karakter.

Amerika Birleşik Devletlerinin iç yüzünü anlatan, bize beyaz sarayı çok yakından gösteren bir dizi. Ve bence oldukça muhalif davranıyorlar bu iç kısmı gösterirken de. Fakat buna rağmen House of Cards bir çok politika adamı tarafından desteklenen bir dizi olmuştur. Hatta zamanın başkanı Obama, Frank Underwood karakteriyle çok güzel ve naif şekilde atışmıştır bile. Bu tarz küçük detaylar bu diziyi oldukça izlenebilir kılıyor. Çünkü hem senaryo gereği, hem de gerçek hayat ile bu kadar iç içe olması bize dizinin gerçekliğini sorgulatmıyor, sanki bir haber bülteni izliyormuş gibi gerçek, somut bir dizi izletiyor. Bu konuda yapımcıları ve dizinin reklam ajansını oldukça beğeniyorum. YouTube’a girip Frank Underwood yazacak olursanız karşınıza onlarca gerçek hayata uyarlanan Frank Underwood videolarını görebilirsiniz. Öyle bir reklam çalışması yapılmış ki sanki Kevin Spacey bir çok kişi için artık Frank Underwood.

Eskiden çok fazla dizi izlesem de artık öyle dizi izleyen birisi değilim. Çok fazla zaman bulamıyorum fakat House of Cards’ı üçüncü kez baştan sona izleyecek zamanı kendime yaratabildim. Bu yüzden bu diziyi gerçekten hepinize tavsiye ediyorum. Sürükleyiciliği olsun, oyuncuların rol yetenekleri olsun, senaryo kalitesi olsun her yönden izlenmesi gereken ve izlediğiniz zaman size bir şeyler katabilecek bir dizi House of Cards.

Son Yazılar