24 Aralık 2019·Kültür

Efsaneyi bitiren film: The Rise of Skywalker

Bu film ile ilgili yazacağım bu yazının başlığının efsaneyi bitiren film olmasının sebebi, hem Skywalker hikayesinin son filmi olmasından hem de gerçek anlamda bir efsaneyi bitirmesinden dolayı. Bir efsanenin son bölümü nasıl olmamalı derseniz, The Rise of Skywalker filmi bunun tam cevabı olacaktır. Bu yazıyı küçüklüğünden beri Star Wars ile büyüyen ve genişletilmiş evren dahil tüm Star Wars evrenine az çok hakim birisi olarak yazacağım. Eğer bu kadar Star Wars bağlılığım olmasaydı ya da bu filmi hikayenin bu kadar önemli bir yerine koymamış olsalardı belki filmi beğenebilirdim.

Filmin hikayesine geçmeden önce kısa bir sinema yorumuyla başlamak istiyorum. Öncelikle film sıkıcı değil. Hikayenin işleyişi olarak sıkıldığınız ya da gereksiz gelen pek fazla sahne bulunmuyor. Fakat filmin sorunlarından birisi bu aslında. O kadar kısa sürede çok fazla hikaye anlatılmaya çalışılmış ki, verilmesi gereken bir çok detay bile verilmemiş. Çok fazla gezegen, çok fazla karakter, yan karakter ve olay yaşıyoruz. Filmin süresinin kısa olması da tüm bu yaşanan olayların hepsini tam olarak anlatmamaya yol açmış. Bu tür aksiyon filmlerinde karakterleri genelde aksiyon sahnelerinde değil, durgun geçen sahnelerde tanırız. Kişiliklerini, olaylara bakış açılarını bu tür durgun sahnede bize tanıttıktan sonra karakteri aksiyona gönderirler. Bu filmde hiç bir karakterin durgun bir sahnesi yok. Olan sahnelerin hepsi de en fazla 1-2 dakika geçiyor, tam karakterin duygularını, bakış açılarını anlayacağız, bir anda başka bir sahneye geçiyoruz. Bu da filmin bütününde karakterleri özümsememizi, onların duygularıyla filmi izlememizi engelleyen bir durum olmuş.

Filmin tartışmasız en başarılı kısımları müzikler ve görsel efektler sanırım. John Williams yine müzik konusunda yapacağını yapmış ve anlamsız sahnelerde bile arkadaki müzik ile sahneleri izlerken bizi heyecanlandırmayı başarmış. Zaten Star Wars filmlerinin bu kadar güzel olması ne diye soracak olsanız belki ilk üç içinde bile bu müzikleri söyleyebilirsiniz. Görsel efektler de bir o kadar başarılı olmuş. Filmin genelinde, beyaz perdeye her baktığınızda etkileniyorsunuz. Renk seçimleri, sahnelerin ferahlığı sizi sıkmayan, boğmayan bir şekilde tasarlanmış.

Bu tür sinematik yorumlar belki önemli olabilir ama konu Star Wars olunca hikaye her zaman her şeyin önünde geliyor. Ve Disney -Abrams demek istemiyorum bunu birazdan açıklayacağım- hikaye konusunda her şeyi mahvetmiş. Sadece bu filmin hikayesini de değil, önceki filmlerde gördüğümüz bir çok kritik sahnenin tekrar yorumlanmasına ve o sahnelerin değersizleşmesini sağlamış. Bu filmin senaryosunu kurtaracağız diye geride kalan 8 filmi bu kadar hiçe saymak da doğal olarak tüm izleyenleri çok kızdırdı. Bizim istediğimiz farklı, süprizli sondan ziyade Star Wars’un ruhuna ve hikayesine uygun bir şekilde bir son ile bitmesiydi. Fakat seyirciyi heyecanlandıralım, tüm herkesi kazanalım derken tüm filmi eline yüzüne bulaştırdı Disney.

Yazının bundan sonrası ağır spoiler içeriyor. Film çok hızlı bir şekilde Kylo Ren’in Exagol denen bir gezegene gitmesiyle başlıyor. Burada ilk duyduğumuz ses Sidious, yani Palpatine oluyor. Daha Palpatine’i tanıyamadan, önceki iki filmde oldukça ses getiren, kim olduğu merak edilen Snoke karakterinin Palpatine’in “O’nu ben yarattım.” gibi basit bir cümleyle geçiştiriyorlar. Bu sahneyi tam atlatmak üzereyken, Kylo Ren, Sidious’dan Rey’i öldürmesi için emir alıyor ve filme giriş yapmış oluyoruz. Bu sahneden sonra Rey‘i daha önce hiç bir karakterde görmediğimiz şekilde güçlü görüyoruz. Fakat film yine bu gücün nereden geldiğini, nasıl eğitildiğini hiç açıklamıyor. Bir kaç küçük ipucu bırakıyor hepsi bu. Oysa Star Wars, sonuç kadar sonuca giden yoldan da keyif aldığımız bir seri bizim için her zaman. Fakat The Rise of Skywalker, genelde bu böyle oldu ama nasıl olduğunu sorgulama şeklinde devam ediyor.

Hikayede Rey’in Palpatine’in torunu olmasını bir türlü yiyebiliriz. Ancak Rey’in bu film seçilirken bu karar alındığından çok eminim. Daha önceki filmlerde Rey her zaman Skywalker ailesinden olarak kurgulanmıştı fakat bu filmde bu fikirden dönülmüş olduğu çok belli. Rey, Palpatine olabilir evet fakat nasıl oluyor bunu en azından bir sahneyle açıklasalar iyi olurdu. Sidious’un kızı ya da oğlu nasıl oluyor, Sidious Rey’in ailesini neden öldürüyor gibi çok fazla soru var ve bu soruların en ufak cevabı yok.

Filmin en büyük sıkıntılarından birisi Star Wars’un belki de ana olayı olan gücün yanlış yorumlanması. Şu ana kadar çekilmiş filmlerdeki güç motifi, bu filmdekiyle hiç bir ortak nokta taşımıyor. En büyük Jedi olarak kabul edilen Yoda, bir X-Wing‘i kaldırırken bile ölesiye yorulurken, bu filmde doğru düzgün eğitim almamış, genç iki güç kullanıcısının, giden bir gemiyi durdurup birbirlerine çekmeye çalışmasına tanıklık ediyoruz. Bu sahneler gerçekten Star Wars’u seven insanlar için gerçeklikten ve hikayeden oldukça uzak. Çünkü yaklaşık 42 senedir üzerine konuştuğumuz, bildiğimiz Star Wars tarihinde güç bu kadar kullanımı kolay, herkesin bir anda öğrenebileceği bir şey değil olarak öğretilmişti. Bu film ile de 42 senelik Star Wars tarihindeki gücün tanımını komple çöpe atmış olduk.

Filmin en güzel sahnesi Luke’un Leia’ı eğittiği sahne olabilir. Zaten belki de Star Wars hayranları tarafından kötülenmeyen tek sahne bu. Bu sahne de yaklaşık 10 saniye sürüyor zaten. Sadece bu 10 saniyeden Leia’nın Luke tarafından tamamen eğitildiğini, Leia’nın da Rey’i eğittini çıkarmamız bekleniyor. Fakat Leia’nın ne kadar eğitildiğini, Rey’in bu eğitimi ne kadar aldığını yine göremiyoruz. Hep aynı şeyi söylüyorum ama, film gerçekten tüm sahnelerde oldu bittiye getirilmiş. Bu da her ne kadar sonuç güzel bile olsa, bu güzelliğin anlamsız kalmasını sağlıyor.

Filmi bitirirken Finn karakterinde de gücün olduğunu görüyoruz. Bize Star Wars’un en başından beri öğretilen güç kavramı böylelikle tam olarak çökmüş oluyor. Demek ki güce sahip olmak için belli bir aileden ya da belli bir özelliğinizin olması gerekmiyormuş. Ve koskoca isyan filosu, sadece Finn’in bu gemide bir şey olduğunu hissediyorum demesine göre tüm savaş planını değiştiriyor. Evet daha önce de güç kullanılarak bir çok karar alınmıştı fakat bu kararları alan kişiler genelde Luke, Leia gibi gerçekten gücü kullanan ve isyancıların gözünde efsaneleşen isimlerdi. Bir anda Finn karakterinin çıkıp bütün bir filoyu yönlendirmesine de sadece gülüp geçmek zorunda kalıyoruz.

Yazacak çok fazla saçma ve altı doldurulmamış sahne var. Bunların hepsini tek tek yazmak istemiyorum açıkçası. Fakat filmin bütünüyle ilgili olarak hikaye, kurgu ve Star Wars teması çok zayıf. Hiç bir geçmişe bağlılık bulunmuyor. Çok değil, bir film öncesi olan The Last Jedi‘ı bile komple çöpe atabileceğimiz şekilde tasarlanmış film. Evet The Last Jedi gerçekten kötü bir film olabilir fakat bir kere bu film çekildi ve bize anlatıldıysa en azından bu film hikaye olarak komple çöpe atılmasaydı. The Force Awakens‘tan sonra bu filmin son 1 saati çekilip yayınlansa, çok fazla bir şey kaybetmemiş olurduk.

Filmi bu kadar beğenmezken ben de ilk başta J. J. Abrams‘ı sorumlu tutuyordum. Fakat bir çok kaynaktan okuduğumuz kadarıyla aslında filmin sorumlusu direk Disney’in CEO’su. Abrams’ın filminin üzerine neredeyse 75 dakikalık sahne çekilmiş ve hikaye değiştirilmiş. Abrams hikayesinde Palpatine’i çok az bir sahnede göstereceğini, asıl kötü karakterin Snoke olacağını ve Snoke’un da Son of Mortis olarak açıklanacağı söyleniyor. Eğer film bu şekilde olsaydı Star Wars hayranları tarafından oldukça beğenilecekti fakat Disney’in CEO’su Bob Iger, bu senaryonun sadece belli bir Star Wars hayran kitlesine hitap edeceğini, pazarlamada sorun çıkacağını düşündüğünden hikayeyi bu şekilde kurgulatmış. Abrams’ın ben de bu kadar kötü bir film çekeceğini düşünmediğim için bu hikaye oldukça doğru geliyor.

İşin özeti, Skywalker Saga’nın bitişine hiç ama hiç yakışmayan bir film ile son verildi. Bir çok hayran gibi ben de 7, 8 ve 9. filmlerinin bu saga içerisinde olmasından rahatsızlık duyuyorum ve bu kadar büyük bir efsaneyi bu şekilde kötü bir şekilde bitirmenin de bir çok efsanevi filmin kulağına küpe olmasını diliyorum.

Etiket: ···