Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, yazılım sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Sektör

Sektörün içinden doğrusuyla yanlışıyla düşüncelerimizi de mi söylemeyelim?

Jira’yı neden tercih ettik?

Jira ile ilgili uzun zamandır bir yazı yazmak istiyordum. Fakat Jira gibi kompleks bir platform için yazının oldukça uzun olacağını düşünüyordum, bu kadar uzun bir boş zamanım olmadığı için de yazıyı sürekli erteliyordum. Daha sonra aynı Jira’da olduğu gibi, yazıyı da belirli bölümlere bölüp kısa kısa belirli özellikler üzerinde yoğunlaşarak yazmaya karar verdim. Böyle bir yazı dizisinin de ilk yazısı olarak “Neden Jira’yı kullanmalıyız?” konusunu ele almak istedim.

Bir proje yöneticisinin en başta sahip olması gereken yeteneklerinden birisi proje yönetim araçlarını kullanmayı bilmesidir bana göre. Ben bu araçların en iyi ya da en kötü diye sınıflandırılmasına karşıyım. Bu araçları genellikle ekibinize ve projelerinize uygun mu değil mi diye sınıflandırmanız gerekiyor. Bu yüzden de ne kadar çok tool bilirseniz, hangi toolu kullanmanız gerektiği ile ilgili daha sağlıklı karar verebiliyorsunuz. Kısacası çok büyük bir projenizi ekibiniz uygun ise Trello veya Basecamp ile bile yürütebilirsiniz. Aynı şekilde bazen kısa süreli ve az özellikli projelerinizi basit yönetim araçları ile yönetemezken Jira ile daha efektif bir şekilde yönetebiliyorsunuz.

Okumaya devam et

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Apple’dan sonra her marka isteyerek ya da istemeyerek de olsa bu stratejiye geçiş yapmaya başladı. Bu strateji çatışmasının en başında yine Microsoft ve Apple geliyordu fakat günümüzde artık Microsoft bile o kaba memur şirketi yapısından çıkıp, Apple gibi müşterisiyle samimi arkadaş olmaya çalışan bir marka olmaya çalışıyor. Bu stratejiye dönülmesinin sebebi bana göre gittikçe bilinçsizleşen müşteriler. Bir çok kişinin aksine ben müşterilerin gittikçe daha fazla bilgi sahibi olduğuna ya da bilinçlendiklerine inanmıyorum. Aksine artık müşteriler satın aldıkları ürünlerin ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanılması gerektiğini bilmiyorlar, bu konuda inanılmaz bir bilinçsizlik söz konusu. Bunun sebebi teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi. Daha bir teknolojiyi tam olarak anlayamıyorken sadece bir sene içinde önümüze bambaşka bir teknolojiye sahip ürün geliyor. Bu da haliyle müşterilerin kullandıkları ürünü tanıyamamasını sağlıyor.

Okumaya devam et

Dijitalleşen spor ve inatlaşan biz

Son yıllarda gözümüzün önünde hızla yükselen e-spor adında bir sektörümüz oldu. Bu sektör böylesine aktif bir şekilde yükselirken biz yine ülke olarak bu gelişmelere gözümüzü kapatıyoruz ve uzaktan izlemeyi tercih ediyoruz. Aslında bunun Türkiye için sebepleri çok belirgin. Çünkü içerisinde oyun kelimesi geçen bir sektörün, Türkiye gibi geleneksel yöntemlere bağlı kalan ülkelerde gelişmesi çok ama çok zor. Çünkü pazar ne kadar büyük olursa olsun, yapılan işler ne kadar yenilikçi olursa olsun bizim mantığımız oyunlar çocuklar içindir cümlesinin dışına çıkamıyor.

E-spor isminden de anlaşılabileceği gibi tamamiyle dijital platformlar üzerinde rakip takımların birbirleriyle mücadelesine yer veren bir spor dalı. Evet, yanlış duymuyorsunuz. Oyuncuların bilgisayar başına geçip mouse ve klavyeleri ile karşı karşıya geldikleri rekabetçi oyunlardan bahsediyorum. Böyle söylenildiği zaman bir çok kişinin ilgisini çekmiyor fakat bu oyunlardan birisi olan Dota 2‘nin son turnuva finalini 20 milyondan fazla kişinin izlediğini ve ödül havuzunda toplam 21 milyon dolara yakın bir para toplandığını söylesem sanırım dikkatinizi çekecektir. Rakamlar oldukça şaşırtıcı ve yeniliğe kapalı olanlar için komik geliyor olabilir fakat hepsi gerçek. Hatta size daha çok şaşıracağınız bir şey söyleyebilirim. 2016 senesinin e-spor pazar değeri 463 milyon dolar. Ne demiştiniz? Sadece oyun oynuyorlar değil mi?

Okumaya devam et

1 2