Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, oyun sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Sektör

Sektörün içinden doğrusuyla yanlışıyla düşüncelerimizi de mi söylemeyelim?

Jira’nın yeni çocuğu: Next-gen projects

Geçtiğimiz aylarda Jira yeni bir proje tipini yayınladı. Next-gen projects ismini verdiği bu proje türü aslında önceki proje türlerine benzese de ilk bakışta bana çok daha kullanışlı geldi. Zaten çıkış amacı da tamamen daha basit ve daha kolay bir kullanıma sahip olması. Bunun da hakkını sonuna kadar veriyor. Hem proje kurulumunda hem de proje yönetimi sırasında oldukça hızlı ve efektif şekilde ilerleyebiliyorsunuz.

Normal bir Jira projesi oluşturduğunuz zaman arka tarafta belirlemeniz gereken workflowlar, scheme’lar, issue içindeki özelleştirmeniz gereken alanlar gibi çok fazla düşünmeniz gereken değişken vardı. Bunları proje özelinde konfigüre etmek ve projenin ihtiyaçlarıyla eşleştirmek ise oldukça uzun zaman alıyordu. Ayrıca eğer bu değişkenlerden birisini projenin ortasında değiştirmeye kalkarsanız başınıza çok büyük belalar açabiliyordunuz. Next-gen ile neredeyse tüm bu sorunları ve karmaşıklığı ortadan kaldırmışlar.

Devamını oku

IKEA usulü internet

İnternet üzerinde içerik üretmek, internetin ilk icat edildiği zamandan beri süregelen bir aktivite. Zaten internetin bana göre asıl ve tek amacı tamamiyle içerik ve bilgi paylaşımı. Bu yüzden bu zamanlarda fazlasıyla süslenmiş sitelerin olabildiğince karşısında durmaya çalışıyorum. Çünkü gün geçtikçe internetin asıl amacını unutup başka noktalara odaklanıyoruz gibi geliyor.

Aslında bu süs ve renk bu kadar abartı olmadığı zamanlarda kullanıcılar için oldukça hoştu. Fakat süregelen zaman içerisinde tüm tasarımcı ve yazılımcılar üst üste tuğlalar koyarak sonunda neredeyse asıl içeriği gizleyen, bambaşka kanalları dolaşmadan istediğiniz içeriğe ulaşmanızı engelleyen bir yapı haline getirdiler interneti. Ben yeni interneti aynı IKEA’nın mağazalarına benzetiyorum. İstediğiniz şey bir adet bardak almak bile olsa o büyük yatak odalarını, hiç bir zaman işinize yaramayacak mutfakları gezmeden o bardağa ulaşamıyorsunuz.

Devamını oku

Tasarımcılar için podcast: TalkCast Design

Yaklaşık 1 senedir birlikte çalıştığım, alanındaki uzmanlığı ile her geçen gün kendisini geliştiren Atölye15’in tasarımcısı, yakın arkadaşım Batuhan Karasakal bu aralar çok güzel bir proje ile karşımızda. İlk çıktığı zamanlardan beri belli başlı podcastleri dinlemeyi seviyorum, yorgun olduğunuz zamanlarda ya da bir şeyler okuyup yazmaya vaktiniz olmadığı zamanlarda hayat kurtaran bir yayın aracı podcast bana göre.

Tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye’de de kaliteli podcast bulmak oldukça zor. Çünkü bu alanda biz pek fazla aktiflik göstermiyoruz, bu kültüre alışık değiliz. Durum böyle olunca da bizler podcast yerine daha çok blog yazılarına ya da sosyal medya paylaşımlarına yöneliyoruz. Ancak az sayıda da olsa gerçekten size çok şey katabilecek podcastler mevcut. Bana kalırsa artık bunların başında da Batuhan’ın TalkCast Design‘ı geliyor.

Devamını oku

2018’in ortasında rakamlarla Dota 2

Yıllardır takip ettiğim Dota 2 için bu aralar üzerinde çalıştığım bir projem var. Bu yüzden uzun zamandır içerisinde olduğum ve gelişmelerini takip ettiğim e-spor’un daha derin analizlerini yapmaya çalışıyorum. Ortaya çıkan tablo her ne kadar tahmin ettiğim gibi olsa da, bu dataları sizinle de paylaşmak istedim. E-spor doğduğu ve olduğu ortam bakımından data analizi açısından oldukça şanslı. Çünkü tamamiyle internet ve bilgisayar tabanlı bir sisteme sahip olduğu için tüm dataları en doğru şekilde bulabiliyor, analiz edebiliyorsunuz.

Türkiye’de Dota yaygın bir e-spor dalı değil. Biz daha çok League of Legends ve Counter Strike üzerine odaklanan bir ülkeyiz. Bu iki oyunda da ülke olarak oldukça güzel başarılarımız var. Fakat gözümüzü Dünya’ya çevirdiğimiz zaman, Dota’nın aslında bu iki oyunun çok üzerinde olduğunu anlayabiliriz. İzleyici sayılarıyla, e-spor sektörüne önderlik etmesiyle ve kendine en yakın oyundan bile en az 10-15 kat fazla ödül havuzuna sahip olmasıyla çok büyük bir oyun.

Devamını oku

Bir MVP örneği olarak Propine

Propine’ın bir ürüne dönüşmesi aslında ilk başta düşünmediğimiz bir şeydi. Bu projeyi sadece farklı proje yönetim araçlarını, yazılım tarafında ise yeni teknolojiler denemek, data analizini daha derin bir şekilde tecrübe edebilmek için yola çıkmıştık. Fakat daha sonra bu kadar emek verdiğimiz bu “simülasyonu” gerçek bir ürün haline getirmeye karar verdik.

Öncelikle tüm projenin amacını belirlemekle başladık. Ne yapacağız, neler yapacağız ve kim için yapacağız. Bu soruların cevaplarını bulduktan sonra ürünün özelliklerinin bulunduğu bir listeyi çıkardık. İlk önce bir MVP ile çıkış yapmak istediğimiz için bu liste bize çok yardımcı oldu. Çünkü neyin kesinlikle olması gerektiğini, hangi özellikleri daha sonraki versiyonlara bırakabileceğimizi bu liste sayesinde çok net bir şekilde görebildik. Üzerinde karar alıp, konuştuktan sonra MVP’de olması gereken özellikleri net bir şekilde belirledik ve buna uygun olarak tasarım sürecine girdik. Hem ilk tasarımımız sadece MVP özelliklerini kapsayacağı için hem de minimal bir proje olarak tasarladığımız için tasarımda çok fazla karışıklığa gitmeden olabildiğince net, sade ve çalışacak bir tasarım çıkarmak istedik.

Devamını oku

Jira’yı neden tercih ettik?

Jira ile ilgili uzun zamandır bir yazı yazmak istiyordum. Fakat Jira gibi kompleks bir platform için yazının oldukça uzun olacağını düşünüyordum, bu kadar uzun bir boş zamanım olmadığı için de yazıyı sürekli erteliyordum. Daha sonra aynı Jira’da olduğu gibi, yazıyı da belirli bölümlere bölüp kısa kısa belirli özellikler üzerinde yoğunlaşarak yazmaya karar verdim. Böyle bir yazı dizisinin de ilk yazısı olarak “Neden Jira’yı kullanmalıyız?” konusunu ele almak istedim.

Bir proje yöneticisinin en başta sahip olması gereken yeteneklerinden birisi proje yönetim araçlarını kullanmayı bilmesidir bana göre. Ben bu araçların en iyi ya da en kötü diye sınıflandırılmasına karşıyım. Bu araçları genellikle ekibinize ve projelerinize uygun mu değil mi diye sınıflandırmanız gerekiyor. Bu yüzden de ne kadar çok tool bilirseniz, hangi toolu kullanmanız gerektiği ile ilgili daha sağlıklı karar verebiliyorsunuz. Kısacası çok büyük bir projenizi ekibiniz uygun ise Trello veya Basecamp ile bile yürütebilirsiniz. Aynı şekilde bazen kısa süreli ve az özellikli projelerinizi basit yönetim araçları ile yönetemezken Jira ile daha efektif bir şekilde yönetebiliyorsunuz.

Devamını oku

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Apple’dan sonra her marka isteyerek ya da istemeyerek de olsa bu stratejiye geçiş yapmaya başladı. Bu strateji çatışmasının en başında yine Microsoft ve Apple geliyordu fakat günümüzde artık Microsoft bile o kaba memur şirketi yapısından çıkıp, Apple gibi müşterisiyle samimi arkadaş olmaya çalışan bir marka olmaya çalışıyor. Bu stratejiye dönülmesinin sebebi bana göre gittikçe bilinçsizleşen müşteriler. Bir çok kişinin aksine ben müşterilerin gittikçe daha fazla bilgi sahibi olduğuna ya da bilinçlendiklerine inanmıyorum. Aksine artık müşteriler satın aldıkları ürünlerin ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanılması gerektiğini bilmiyorlar, bu konuda inanılmaz bir bilinçsizlik söz konusu. Bunun sebebi teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi. Daha bir teknolojiyi tam olarak anlayamıyorken sadece bir sene içinde önümüze bambaşka bir teknolojiye sahip ürün geliyor. Bu da haliyle müşterilerin kullandıkları ürünü tanıyamamasını sağlıyor.

Devamını oku

1 2