Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, sektörün içinden bir proje yöneticisi

Oyun

Koca koca adamlar olarak hala bir mouse ve klavye ile hayatı renklendiriyoruz.

Yeni bir içerik serüveni

25 Eylül 2018 - Oyun

Daha önce yazmış olduğum içerik üretmek ile ilgili bir yazıyı okuyanlar içerik üretmeye olan saygımın ne kadar yüksek olduğunu bilirler. Ben internet üzerinde yaptığımız her şeyin bir türlü arşivlenmesi taraftarıyım. Hiç bir faydası olmasa bile gelecek yıllarda bu arşivlerinizi açıp sene sene, gün gün incelemek çok keyif veren bir durum.

Uzun süredir bu blogum üzerinde gerçekten çok emek veriyorum. Hem yazdığım yazılar ile ilgili, hem tasarım ve yazılımına uzun süreler ayırmak beni çok mutlu ediyor. Dediğim gibi bunu da ne daha fazla okunmak ne de popüler olmak gibi bir amaçla yapıyorum. Amacım belki aynı düşüncedeki insanlarla tanışıp, bir şeyler paylaşabilimek ya da bundan seneler sonrası için okuyabileceğim düşüncelerimden oluşan bir arşivim olması.

Devamını Oku

Bir başka seviye: The International 2018

27 Ağustos 2018 - Oyun

Bu zamana kadar yapılan The International turnuvaları içerisinde en zevkli ve seviyesi en yüksek olan TI8’i geride bıraktık. Seviyenin bu kadar yüksek olması bir yana, içerisinde çok güzel süprizler vardı bizler için. Pick ekranından, kişisel oyuncu performanslarından, şampiyon olan takıma kadar beklemediğimiz bir çok şey ile karşılaştık. Bu da aslında takımların bu turnuvaya ne kadar sıkı çalıştıklarını kanıtlıyor.

Her ne kadar şampiyon olmasını pek istemesem de, OG sanırım bu şampiyonluğu sonuna kadar hak eden takımdı. Her maçlarında oynadıkları seviye üstü oyunlar ile, bu turnuvaya en aşağıdan gelerek şampiyonluğu aldılar. Tüm turnuva boyunca chat wheel ile spamlemeleri tüm izleyicileri sinirlendirmiş olsa da, dediğim gibi OG’nin şampiyon olması oyunları izleyen herkesi mutlu etmiştir diye düşünüyorum.

Devamını Oku

2018’in ortasında rakamlarla Dota 2

31 Temmuz 2018 - Oyun

Yıllardır takip ettiğim Dota 2 için bu aralar üzerinde çalıştığım bir projem var. Bu yüzden uzun zamandır içerisinde olduğum ve gelişmelerini takip ettiğim e-spor’un daha derin analizlerini yapmaya çalışıyorum. Ortaya çıkan tablo her ne kadar tahmin ettiğim gibi olsa da, bu dataları sizinle de paylaşmak istedim. E-spor doğduğu ve olduğu ortam bakımından data analizi açısından oldukça şanslı. Çünkü tamamiyle internet ve bilgisayar tabanlı bir sisteme sahip olduğu için tüm dataları en doğru şekilde bulabiliyor, analiz edebiliyorsunuz.

Türkiye’de Dota yaygın bir e-spor dalı değil. Biz daha çok League of Legends ve Counter Strike üzerine odaklanan bir ülkeyiz. Bu iki oyunda da ülke olarak oldukça güzel başarılarımız var. Fakat gözümüzü Dünya’ya çevirdiğimiz zaman, Dota’nın aslında bu iki oyunun çok üzerinde olduğunu anlayabiliriz. İzleyici sayılarıyla, e-spor sektörüne önderlik etmesiyle ve kendine en yakın oyundan bile en az 10-15 kat fazla ödül havuzuna sahip olmasıyla çok büyük bir oyun.

Devamını Oku

Bir mazi oyunu: Pokemon Quest

03 Temmuz 2018 - Oyun

90 neslinin küçüklüğü Pokemon ile geçti. Klişe olsa da, balkondan atlayan bir çocuk yüzünden tüm bu neslin Pokemon sevdası da sonsuza kadar yasaklanmıştı. Hiçbirimiz o hevesle takip ettiğimiz Pokemon’un sonunu izleyemeden bitirdik bu sevdayı. Tabii büyüyünce zamanında izlemediğimiz o sezonları koca koca adamlar olarak bitirdik, o içimizde kalan finali biraz geç de olsa izledik.

Bu gençliğin içinde ne kadar ukte kaldığını, Pokemon’a ne kadar bağlı olduğunu geçtiğimiz dönemlerde çıkan Pokemon Go oyunu ile gördük aslında. Oyun sadece ilk ayında 206 milyon dolarlık bir gelir elde etti. Oynayan kitle ise şu anın küçük çocukları değil, zamanın küçük şimdinin koca koca adamlarıydı. Hepimiz ellerimizde telefon sokak sokak gezerek küçüklüğümüzdeki hevesimizin tadını çıkartmıştık.

Devamını Oku

E3’ün en güzeli: Last of Us Part II

12 Haziran 2018 - Oyun

Ben oyun dünyasını, özellikle tek kişilik hikaye oyunu oynayanları ikiye ayırıyorum. Last of Us oynamışlar ve oynamamışlar. Çünkü Last of Us gerçekten de oynamadığınız zaman çok şey kaybedeceğiniz oyunlardan birisi. Hikayesiyle, grafikleriyle, oyun motoruyla uzun süredir karşılaşmadığımız (God of War’ı tenzih ederim) oyunlardan birisiydi. Oyunu gerçekten oynayıp da, kendini kaptırmayan ya da oyuna kötü diyebilen bir kişiyi göremedim daha.

Çok kısa bir şekilde Last of Us’dan bahsetmem gerekirse; oyun belirli bir virüs yüzünden insanların zombimsi şekilde bir yaşam formuna geçmesini anlatıyor. Bu sırada ana karakterimiz Joel, kızını kaybediyor. Daha sonra hayat bir şekilde yollarını Ellie ile kesiştiriyor ve ikisinin aralarındaki ilişkiyi ve macerayı oynuyoruz. Oyunu anlatış tarzımın bu kadar baştan savma olmasının tek sebebi tek bir spoiler bile vermek istememem. Hatta oyunun gerçek hikayesini bile sizin keşfetmeniz gerekiyor. Çünkü bir aksiyon oyunu olarak satın aldığınız bu oyunun sonunda, Joel ve Ellie’nin ormanda yürürken aralarındaki konuşmalarını bile saatlerce izleyecek kadar romantikleşiyorsunuz.

Devamını Oku

1 2