Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, sektörün içinden bir proje yöneticisi

Kültür

There are no two words more harmful than good job.

Hey! Douglas – %100 Anadolu

26 Mart 2018 - Kültür

Zamanın güzel hip hop sanatçısı, şimdilerin sağlam DJ’lerinden biri olma yolunda ilerliyor. Sanıyorum dinleyip de beğenmeyen bir kişi bile yoktur. Mode XL grubundan tanıdığımız, son senelerde Hey! Douglas, Bodozlama gibi projelere imza atmış, Türkiye’nin belki de kendi alanında en başarılı isimlerinden birisi. Bu sefer de karşımıza %100 Anadolu setiyle çıkıyor. Tüm setlerinde olduğu gibi bu sette loop’a alınıp arkada saatlerce çalsa sıkılmayacağınız türden olmuş.

Gezi direnişi zamanında yaptığı çok güzel bir hareket vardı kendisinin. Sırf ismi duyulmasın, Gezi’nin önüne geçmesin, bunun kişisel değil grupsal bir hareket olduğu anlatılsın diye emek verip yaptığı o güzel remix’i Veyasin adı ile değil, çapulcu adı ile çıkarmıştı. Küçük gibi gözükse de çok büyük bir hareket bence bu bir sanatçı için. Bunun yanında e madem ismi bilinmiyor, bu kişinin Veyasin olduğunu nereden biliyorsun diye soracak olursanız da o da aslında Veyasin’in başarısının bir sırrı. O kadar tarzını ve müziğini oturttu ki, bir yerde bu adamın müziğini dinlediğiniz zaman kolay bir şekilde bu müziği yapsa yapsa Veyasin yapar diyebiliyorsunuz.

Devamını Oku

Şeytan tasviri: Frank Underwood

08 Ocak 2018 - Kültür

Uzun zaman önce House of Cards dizisini keşfettim. Diziyi bir çok kişi önermesine rağmen başlarda izlememe taraftarıydım. Fakat baskılara dayanamayıp izlemeye başladım. Peki beğendin mi diye soracak olursanız şöyle söyleyeyim, şu anda diziyi 3. kez bitiriyorum ve hala ilk günkü zevki alarak izleyebiliyorum. Benim için dizilerde, filmlere nazaran oyunculuklardan ziyade senaryo çok daha önemli. Bu yönüyle de House of Cards bir çok diziye fark atmış durumda.

Sadece senaryo olarak da değil, oyuncu kadrosu ve yönetmenleriyle de bir çok diziden çok daha kaliteli. Bu oyuncuların başında tabiki Kevin Spacey ve Robin Wright geliyor. Kevin Spacey’nin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu anlamak için YouTube üzerinden belli başlı sahnelerini izlemeniz bile yeterli olacaktır. Belirli zamanlarda kameraya dönerek seyirciyle konuşması gerçekten dizinin izlenebilirliğini oldukça arttırıyor. Bu sahneler bana kalırsa tehlikeli sahneler çünkü sizi dizinin kurgusundan uzaklaştırabilecek sahneler fakat Kevin Spacey ve senaryo bunu öyle bir şekilde kurguluyor ki dizinin kurgu değil de gerçeklikten ibaret olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz.

Devamını Oku

Bir Ukrayna gezisi

03 Ocak 2018 - Kültür

Bir farklılık olması için ve uzun zamandır böyle bir gezi istediğim için, 2017 senesinden 2018 senesine gireceğim Yılbaşı gecesini Ukrayna’da geçirmek istedim. 1 hafta boyunca yaşadığım bu güzel tatilin bazı tavsiyelerini ve ipuçlarını da paylaşmak istiyorum. Böylelikle kısıtlı bütçeniz olsa bile farklı ve güzel bir şehri görmek isteyenler belki bu yazımdan faydalanabilirler.

Öncelikle ben şehir olarak Lviv’i tercih edenlerdenim. Bu şehri tercih etmemin sebebi hem tarihi olarak merak ettiğim bir şehir olması hem de diğer şehirlere göre biraz daha az popüler olmasından kaynaklı. Uçak biletimi yaklaşık 2 ay kadar önceden aldım ve toplamda 400 TL tuttu. Yılbaşı olmasına rağmen böyle ucuz bir fiyat ile uçabileceğimi düşünmemiştim. Fakat biraz araştırdıktan sonra Lviv’in her zaman diğer şehirlere göre çok daha ekonomik bilet fiyatlarına sahip olduğunu gördüm. Uçak biletlerinden sonra ilk iş Booking’den güzel bir ev bulmaktı ki şehir merkezinin ortasında çok güzel bir daireyi 6 gece için 1.800 TL’ye kiralayabildim. Bu fiyat sizi korkutmasın, tamamen yılbaşı olduğu için bu kadar yüksek fiyatlar. Normal bir zaman diliminde gidecek olursanız bu fiyatının çeyreğine aynı daireyi kiralayabilirsiniz.

Devamını Oku

David Gilmour: Live at Pompeii

18 Aralık 2017 - Kültür

Müziğin altın çağından geriye çok az kişi kaldı. İsimler ne kadar azalsa da hala izleyebileceğimiz, dinleyebileceğimiz çok ama çok değerli isimler bulunuyor. Bunların başında da tabii ki İngilizlerin altın çocuğu, belki de progressive rock terimini iyice bize benimseten Pink Floyd geliyor. Grup dağılmış olsa bile hala grup üyeleri turnelerde kendi şarkılarını ve Pink Floyd şarkılarını sahnede dinleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor. Son bir kaç senedir de bu isimler sadece sahneden değil, sinema salonlarından da bizlere kendilerini duyurmaya başladılar.

David Gilmour’un Live at Pompeii filminden önce aslında bu işi Roger Waters The Wall ile yapmıştı. Bu sefer de David Gilmour seneler sonra Pompeii’ye dönüş konserini perdeden bize izletmeye karar vermiş. Sanırım Pompeii’nin Pink Floyd tarihindeki yeri tüm yaşanmışlıklardan daha farklı. Ünlenmeye başladıkları ilk zamanlarda Pink Floyd 3 gün boyunca burada hiç ara vermeden müzik yapıyor. Bununla ilgili kısa bir belgesel de mevcut. Bir çok Pink Floyd hayranı tarafından bu konser tanrıya verilen konser olarak geçiyor kayıtlarda. David Gilmour için bu kadar önemli bir hatıraya çok uzun seneler sonra dönüş yapıp, aynı yerde aynı kalitede bir konser vermenin duygusunu tahmin bile edemiyorum.

Devamını Oku

Klişelerden arınmış matematik filmi: X+Y

27 Şubat 2015 - Kültür

Morgan Matthews ilk uzun metrajlı filmi olan x+y ile bizlerle buluştu. Sosyalleşme sorunu olan matematik aşığı bir çocuğu konu alan bu filmi, IF film festivalinde izleme fırsatı bulabildim. Sanıyorum IF bu filmi bizlere izleme şansı tanımasaydı adından pek haberdar olamayacağımız bir film olacaktı. Festival takvimime koymama rağmen bu filme gitmeyi istedim ve filmden çıktığım zaman takvime koymamanın ne kadar yanlış olduğunu anladım. Takvime koymama sebebim konusu artık klişeleşen matematikçilerin anlatıldığı filmlerden sıkılmış olmamdı. Fakat x+y konusu ve konuyu işleyiş şekli ile büyük bir ters köşe yaptı.

Matematikçilerin anlatıldığı filmlerin bir çoğu biyografi başlığı altında geçiyor. Diğer kalanlar ise birbirinin kopyası olan filmler. Fakat x+y konusu matematikte olsa, bu konuyu çok farklı ele almış. Matematiğin çevresinde dolaşıyor fakat bize bambaşka duygular yaşatıyor. Filmin en güzel özelliği, film içerisinde başrolün hayatını izlediğimiz kadar, diğer karakterleri de aynı oranda izleyebiliyoruz. Tüm karakterlerin birbirleri ile olan iletişimleri ve hepsinin bambaşka iç dünyalara sahip olması, filmin bizi hiç sıkmamasını sağlıyor.

Devamını Oku

1 2 3