Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, oyun sektörünün içinden bir proje yöneticisi


İş yapmayı bilmeyenlerin ülkesi

Ülke olarak nasıl bu hale geldik sorusunun cevapları çok basit aslında. Bu cevapları verirken dönüp bir aynaya bakmamız yeterli olur. Ekonomiyi, siyaseti geri kalan her şeyi geçtim, bizim bu hale gelmemizdeki en büyük sorun iş yapmayı bilmememiz, tembelliğimiz. Bir işin nasıl yönetilmesi gerektiğini, nasıl bir operasyon yapılması gerektiğini her şeyden öte dürüstlüğümüzü unutmuş bir şekilde iş yapıyoruz. Gözümüz paradan başka hiç bir şeyi görmüyor, durum böyleyken bir de üzerine beceriksizliğimiz eklenince ortaya kötü bir ekonomi, birbirine hiç kimsenin güvenmediği bir iş ortamı inşa etmiş oluyoruz.

En basitinden e-ticaret sitelerini örnek alalım. Bana Türkiye üzerinde şikayetçi olmadan alışveriş yaptığınız tek bir e-ticaret sitesi söyleyebilir misiniz? Sanıyorum 100 kişiden yalnızca 2-3 taneniz söyleyebilir. Kiminle konuşsak şikayetçi olacağı yüzlerce farklı konu bulabiliriz. Bunun sebebi de çok basit. Sadece finansal tablo ile e-ticaret sitesi yönetilmez. İçinde ticaret geçen, daha da önemlisi internet kelimesi geçen bir sektörde -Türk halkı hala internete güvenmiyor- müşterinizi mutlu edemiyorsanız yok olmaya mahkumsunuz.

Amazon, Türkiye pazarına girmeye hazırlanıyor bildiğiniz gibi. Tüm e-ticaret sitelerinin yönetimlerindeki korkuyu şu an tahmin edebiliyorum. Bir tane yönetim de çıkıp “Neden korkuyoruz?” diyemiyor. Çünkü yönetim dahil herkes aslında yaptıkları işin ne kadar kötü olduğunu biliyor. Ama hala biz kendimizi nasıl düzeltiriz demek yerine, nasıl bir çözüm yolu buluruz da kısa yoldan bu piyasa kaybını kurtarabiliriz derdindeyiz. Amazon kimi alacak acaba diye düşünüyoruz mesela. Neden Amazon’a nasıl rakip oluruz‘u hiç düşünmüyoruz? Çünkü kendimize bile güvenmiyoruz. Herkes kendi işini nasıl baştan savma yaptığını biliyor, herkes yapılan yanlışları görüyor ama ses çıkarmıyor. Bu yüzden de kendi işlerimizi geliştirmek, daha iyi bir marka yaratmak yerine hep diğer markaları nasıl suçlarız da biz bu işten sıyrılırız planları yapıyoruz. Çünkü tembeliz. Çünkü köşeyi dönelim, zengin olalım mentalitesindeyiz.

Burada suç sadece e-ticaret sitelerinde mi? Hayır. Biz kullanıcılarda da büyük bir sorun var. Nasıl e-ticaret siteleri sadece kar amaçlıysa, biz kullanıcılarda kendimizi akıllı sanarak sadece uyanıklık peşindeyiz. Amerika’da yaşadığım kısa bir zaman dilimi oldu. Amazon’u oldukça fazla kullandım. Yaklaşık 20-30 ürün aldım ve yalnızca bir ürünün sorununu gördüm. Bu da Amazon kaynaklı değil, üretim hatasından kaynaklı bir sorundu. Amazon ile bu konuyu konuşurken tedirgindim çünkü Türkiye’de bir ürünü iade etmek çok zor, bunu Amerika’da banka hesabım olmadan, bozuk ürünü geri nasıl kargolayacağımı bilmeden nasıl yapacağımı bilmiyordum. Amazon biz size mail ile geri dönüş yapacağız dedi. Ertesi gün öğlen kapımı açtığımda ürünün sıfır halini buldum. Amazon’dan gelen mailde de yaşanan sorundan dolayı özür dilediklerini, yeni ürünü kargo ile gönderdikleri yazıyordu. E ben daha ürünün gerçekten çalışmadığını bile kanıtlamadım? Ürünü geri yollamadım? Ürünü geri yolladığımda “Bu ürün sizden kaynaklı bir hatadan dolayı bozulmuş” cümleleriyle savaş bile vermedim? Nasıl böyle bir güven ortamında bu adamlar batmıyor diye düşündüm. Daha sonra Amerika’da yaşadığım süre boyunca e-ticaret tüketicilerini tanıdım ve sorunun cevabını aldım. Bir kişi bile sistemi kandırmaya çalışmıyor. Çünkü Amazon onlara ürünleri konusunda sonuna kadar yardımcı oluyor, bunun karşılığında tüketiciler de Amazon’un bu saygılı ve güzel yönetimine karşı onları kandırmadan bir nevi teşekkür ediyorlar.

Türkiye’ye Amazon’un satışları durdu. Neden? Sebebi Türk kullanıcılarının yukarıdaki sistemi keşfetmiş olmaları oldu. Bir ürün alırken, o üründen iki tane alıyormuş gibi düşündü herkes. Çünkü her gelen üründen sonra müşteri hizmetlerine bozuk bu ürün dediler, Amazon’da özür dileyerek ikinci defa ürünü hiç bir karşılığı olmadan yolladı. Amazon gibi bir şirket bunu tahmin edemez miydi? Tabiki ederdi, bizden daha zeki ve bu sektörü daha iyi bilen bir yönetimi, çalışan kadrosu var. Ama ne olursa olsun hizmet kalitesini düşündüler ve ticari saygıya güvendiler. Doğal olarak da kalite ve saygı kelimelerini yanyana koymayan bizlerin bulunduğu pazarda bulunmak istemediler. Çok fazla para kazanamazlar mıydı? Kazanırlardı. Ama geçici olarak da olsa bu kardan vazgeçip, hizmet kalitesinden taviz vermeden yollarına devam etmek istediler. Böyle bir durumla karşılaştıktan sonra Türkiye pazarına girince ne yapacaklar, nasıl bir stratejileri olacak çok merak ediyorum.

E-ticaretimizin iyi yanları yok mu? Tabiiki var. Hepsiburada‘nın karşılık istemeden, kendi cebinden 500-600 TL farkı vererek beni mağdur etmeden siparişimi tamamladığını da biliyorum. Bunun yanında Nanakatalog adı verilen siteden 5 iş günü içinde teslim edilecek denilip, ürünün 45 iş gününde elime ulaşmasını da biliyorum. Bu yüzden yukarıda söylediklerim tamamen genel olarak anlattığım olaylardan ibaret. Türkiye’nin genelinde işten anlamadan, yaptığı işe saygı göstermeden yapan milyonlarca kişiyiz. Tek bir işimiz varken bu işe sarılmak yerine, türlü hinlik ve cinlik ile tembellik yaparak para kazanmaya çalışıyoruz. Bu yüzden de üretemeyen, tüketmeyi bilmeyen bir toplum haline geldik. Geriye bakıp üzülmek yerine bu saatten sonra nasıl olur da kendimizi düzeltebilirizin planlarını yapmamız lazım. Bu ortamda bu hayal gibi görünse de benim hala Türk zekasına ve geçmişimizde bıraktığımız Türk çalışkanlığına karşı güvenim var.