Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, yazılım sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Ürün

Bir MVP örneği olarak Propine

Propine’ın bir ürüne dönüşmesi aslında ilk başta düşünmediğimiz bir şeydi. Bu projeyi sadece farklı proje yönetim araçlarını, yazılım tarafında ise yeni teknolojiler denemek, data analizini daha derin bir şekilde tecrübe edebilmek için yola çıkmıştık. Fakat daha sonra bu kadar emek verdiğimiz bu “simülasyonu” gerçek bir ürün haline getirmeye karar verdik.

Öncelikle tüm projenin amacını belirlemekle başladık. Ne yapacağız, neler yapacağız ve kim için yapacağız. Bu soruların cevaplarını bulduktan sonra ürünün özelliklerinin bulunduğu bir listeyi çıkardık. İlk önce bir MVP ile çıkış yapmak istediğimiz için bu liste bize çok yardımcı oldu. Çünkü neyin kesinlikle olması gerektiğini, hangi özellikleri daha sonraki versiyonlara bırakabileceğimizi bu liste sayesinde çok net bir şekilde görebildik. Üzerinde karar alıp, konuştuktan sonra MVP’de olması gereken özellikleri net bir şekilde belirledik ve buna uygun olarak tasarım sürecine girdik. Hem ilk tasarımımız sadece MVP özelliklerini kapsayacağı için hem de minimal bir proje olarak tasarladığımız için tasarımda çok fazla karışıklığa gitmeden olabildiğince net, sade ve çalışacak bir tasarım çıkarmak istedik.

Okumaya devam et

Müşteri, ürününe sahip çık

Tüm ajansların ortak sorunlarından bazıları yetersiz brief veren, ürününü tanımayan, sektör ile ilgili bir araştırma yapmayan ve işin gerçekten ne olduğunu kendi bile çözememiş müşterilerdir sanırım. Bir ajansta çalışıyorsanız en az bir kere bile olsa, bu tarz bir müşteri ile karşı karşıya gelmişsinizdir. Özellikle proje yöneticiyiseniz bu tür müşteriler sizin için oldukça zorlu bir sınav olabilir.

Bir müşteri olarak her şeyden önce ürününüzün ya da fikrinizin ne olduğunu, kimlere hizmet edeceğini çok iyi bilmeniz gerekiyor. Çünkü çalışacağınız ajansa bu fikirlerinizi ne kadar düzgün bir şekilde aktarırsanız, ürününüz de o kadar düzgün bir şekilde üretilecektir. İş tarafında verilmesi gereken kararları daha projenin en başında belirlemez, bununla ilgili bir döküman yazmazsanız, ilerleyen zamanlarda maddi ve manevi olarak size çok büyük külfet olacaktır. Çünkü bu hatalar ne kadar geri dönülemez büyüklükte hatalar olmasa da, geri dönmesi size zaman ve nakit kaybettirecek türden hatalar olacak. Bununla birlikte, çalıştığınız ekip ne kadar tecrübeli, ne kadar yetenekli olursa olsun bu iş sizin işiniz. Sizin vereceğiniz kararlar çoğu zaman(!) ekibin vereceği kararlardan daha doğru olacaktır. Erken verilmeyen her karar sonrasında daha ileriden geriye dönmenize ve daha uzun bir zamanda aynı mesafeyi katetmenize sebep olur.

Okumaya devam et

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Apple’dan sonra her marka isteyerek ya da istemeyerek de olsa bu stratejiye geçiş yapmaya başladı. Bu strateji çatışmasının en başında yine Microsoft ve Apple geliyordu fakat günümüzde artık Microsoft bile o kaba memur şirketi yapısından çıkıp, Apple gibi müşterisiyle samimi arkadaş olmaya çalışan bir marka olmaya çalışıyor. Bu stratejiye dönülmesinin sebebi bana göre gittikçe bilinçsizleşen müşteriler. Bir çok kişinin aksine ben müşterilerin gittikçe daha fazla bilgi sahibi olduğuna ya da bilinçlendiklerine inanmıyorum. Aksine artık müşteriler satın aldıkları ürünlerin ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanılması gerektiğini bilmiyorlar, bu konuda inanılmaz bir bilinçsizlik söz konusu. Bunun sebebi teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi. Daha bir teknolojiyi tam olarak anlayamıyorken sadece bir sene içinde önümüze bambaşka bir teknolojiye sahip ürün geliyor. Bu da haliyle müşterilerin kullandıkları ürünü tanıyamamasını sağlıyor.

Okumaya devam et