Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, oyun sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Pink Floyd

David Gilmour: Live at Pompeii

Müziğin altın çağından geriye çok az kişi kaldı. İsimler ne kadar azalsa da hala izleyebileceğimiz, dinleyebileceğimiz çok ama çok değerli isimler bulunuyor. Bunların başında da tabii ki İngilizlerin altın çocuğu, belki de progressive rock terimini iyice bize benimseten Pink Floyd geliyor. Grup dağılmış olsa bile hala grup üyeleri turnelerde kendi şarkılarını ve Pink Floyd şarkılarını sahnede dinleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor. Son bir kaç senedir de bu isimler sadece sahneden değil, sinema salonlarından da bizlere kendilerini duyurmaya başladılar.

David Gilmour’un Live at Pompeii filminden önce aslında bu işi Roger Waters The Wall ile yapmıştı. Bu sefer de David Gilmour seneler sonra Pompeii’ye dönüş konserini perdeden bize izletmeye karar vermiş. Sanırım Pompeii’nin Pink Floyd tarihindeki yeri tüm yaşanmışlıklardan daha farklı. Ünlenmeye başladıkları ilk zamanlarda Pink Floyd 3 gün boyunca burada hiç ara vermeden müzik yapıyor. Bununla ilgili kısa bir belgesel de mevcut. Bir çok Pink Floyd hayranı tarafından bu konser tanrıya verilen konser olarak geçiyor kayıtlarda. David Gilmour için bu kadar önemli bir hatıraya çok uzun seneler sonra dönüş yapıp, aynı yerde aynı kalitede bir konser vermenin duygusunu tahmin bile edemiyorum.

Devamını oku