Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, yazılım sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Oscar

Gerilim dolu bir yarış: Whiplash

Bazı seyirciler, insanların birbiriyle yarıştığı filmlerde çok daha fazla ağlıyorlar. Kaybedenin belli olduğu bir film, insanlar için çok daha üzücü olabiliyor. Konusu müzikal olmasına rağmen, bütün bir film boyunca gerildiğimiz ve bir araba yarışı izliyormuş gibi yarışan müzisyenleri gördüğümüz film olan Whiplash‘i yazmak ve çekmek Damien Chazelle‘ye düşmüş. Filmi aslında uzun bir zaman önce izledim, hatta bir gece izleyip, ertesi gün uyanıp tekrar izleyecek kadar da beğendim.

Film genç ve yetenekli bir baterist olan Andrew ile takıntılı ve mükemmeliyetçi bir orkestra şefi olan Fletcher’ın arasındaki tabir-i caizse savaşı konu alıyor. Başarılı olma yolunda bol bol kan ve ter izlediğimiz bu filmde, başarıyı sadece dünyaya acayip gelen insanların ulaşabileceğini görüyoruz. İnanılmaz bir antreman programına kendini adayan ve psikolojik olarak bitmesine rağmen hala ayakta kalmayı başarabilen Andrew için gerilim hiç düşmüyor. Kendisine sürekli oyunlar oynayan ve bu genci keşfeden şef Fletcher’a ise filmin sonuna kadar yeri geliyor hak veriyoruz, yeri geliyor küfür ediyoruz. İnişi ve çıkışı bu kadar bol bir filmin içinde de ne kadar gerilim barındırdığını tahmin edebiliyorsunuzdur.

Okumaya devam et

Oscar’a uzanan film: The Grand Budapest Hotel

The Grand Budapest Hotel, Wes Anderson‘un çektiği yeni uzun metrajlı filmi. Film bu sene bir çok dalda oscar ödüllerine aday gösterildi ve filmi izlediğinizde aldığı hiç bir adaylığın şans eseri gelmediğini anlıyorsunuz. Farklı ve orjinal bir senaryosu ile, muhteşem görüntüler ile güzel zaman geçirebileceğiniz bir film. Bu yazıyı film hakkında fazla uzatmayıp, filmin Oscar yönünü yazmak istiyorum.

Film’de Gustave H. isimli inanılmaz maceralar ile dolu hayatını izliyoruz. Zaaflarından asla vazgeçmeyen, hırsı ve azmini hiç bir zaman kaybetmeyen ve aynı zamanda çok zeki bir karakteri canlandırıyor Ralph Fiennes. Kendisinin sıfırdan yakaladığı bir başarı, ve bu sıfır noktasında devraldığı, bildiği her şeyi öğreteceği öğrencisi sıfır mustafa ile girdikleri maceralar çok sürükleyici. Film ortalamadan uzun bir süreye sahip olmasına rağmen, asla sıkılmıyorsunuz. Tabi bu sıkılmamanın temel sebeplerinden birisi de inanılmaz bir görüntü yönetmeni olan Yeoman diyebiliriz. Filmi başlattığınız andan ilk yirmi dakika boyunca ekranda gördüğünüz görüntülere inanamayacaksınız. Güzel bir sanat ekibinin, bir filme nasıl bir kalite ekleyebileceğini bu giriş ile anlayabiliriz.

Okumaya devam et