Anıl Kıral

Geek duygular ile bezenmiş, yazılım sektörünün içinden bir proje yöneticisi


Last of Us

E3’ün en güzeli: Last of Us Part II

Ben oyun dünyasını, özellikle tek kişilik hikaye oyunu oynayanları ikiye ayırıyorum. Last of Us oynamışlar ve oynamamışlar. Çünkü Last of Us gerçekten de oynamadığınız zaman çok şey kaybedeceğiniz oyunlardan birisi. Hikayesiyle, grafikleriyle, oyun motoruyla uzun süredir karşılaşmadığımız (God of War’ı tenzih ederim) oyunlardan birisiydi. Oyunu gerçekten oynayıp da, kendini kaptırmayan ya da oyuna kötü diyebilen bir kişiyi göremedim daha.

Çok kısa bir şekilde Last of Us’dan bahsetmem gerekirse; oyun belirli bir virüs yüzünden insanların zombimsi şekilde bir yaşam formuna geçmesini anlatıyor. Bu sırada ana karakterimiz Joel, kızını kaybediyor. Daha sonra hayat bir şekilde yollarını Ellie ile kesiştiriyor ve ikisinin aralarındaki ilişkiyi ve macerayı oynuyoruz. Oyunu anlatış tarzımın bu kadar baştan savma olmasının tek sebebi tek bir spoiler bile vermek istememem. Hatta oyunun gerçek hikayesini bile sizin keşfetmeniz gerekiyor. Çünkü bir aksiyon oyunu olarak satın aldığınız bu oyunun sonunda, Joel ve Ellie’nin ormanda yürürken aralarındaki konuşmalarını bile saatlerce izleyecek kadar romantikleşiyorsunuz.

Okumaya devam et