Huzurun sesi: Double Fantasy

Hiç olmadık yerden bir anda beliren plakları dinlemeyi her nedense daha çok seviyorum. Çok önceden dinlemiş bir albüm ya da hiç dinlemediğiniz bir albümü bir plaktan dinlemenin zevki ve karşılaşacağınız sürprizler size müziğin ne kadar güzel bir şey olduğunu tekrar hatırlatıyor gibi geliyor. John Lennon ve Yoko Ono‘nun Double Fantasy plağı da tam bu hisleri unutmaya başladığım zamanlarda karşıma çıktı.

John Lennon isminin geçtiği her müzik eseri içerisinde çok farklı zevkler ve kalite barındırıyor. Kötü diyebileceğiniz bir albümü neredeyse yok, hiç sevmediğiniz şarkılarını bile bir süre sonra ezbere söylerken buluyorsunuz kendinizi. Sanırım farklı kişiliği, hayata bakış açısını müziğe bu kadar yedirebilen de çok nadir sanatçı vardır. Yoko Ono ise, John Lennon’un hayatında her zaman bir yerlerde olmuş, konuşulmuş isimlerden birisi. Bu ikilinin Double Fantasy albümünü daha önceden dijitalde dinlemişliğim vardı. Fakat şans eseri bir plakçıda karşıma çıkan 33’lüğü görür görmez sanki daha önceden hiç dinlememiş gibi heyecanlandım.

Albüm öncelikle kendini oldukça dinleten bir plak. İlk şarkıdan itibaren albümün sonuna kadar hiç sıkılmadan güzel ve huzurlu müziğin tadına varıyorsunuz. Huzurlu diyorum çünkü bu şarkılar nedense bana müziğin huzurlu tarafını gösteriyor. Bazen inanılmaz eğlenceli bir şarkıyı dinlerken, bazen de bir o kadar duygusal bir şarkıda buluyorsunuz kendiniz. Zaman zaman country müzik dinliyorsunuz, zaman zaman bir senfoni dinler gibi hissediyorsunuz. Özellikle plağın A tarafı gerçekten tekrar tekrar dinlenebilecek şarkılardan oluşuyor.

Albüm Yoko Ono’dan çok aslında John Lennon’un müziği üzerinden devam ediyormuş gibi gelse de, Yoko Ono’nun mükemmel vokallerini söylemeden geçmek çok zor. Her şarkıya bu kadar uyan, amatör gibi duran ama kalitesini hep belli eden çok güzel bir sese sahip Yoko Ono. Bu yüzden de müziğin, John Lennon kalitesinin ve Yoko Ono’nun mükemmel bir karışımı olmuş bir albüm diyebilirim.

Plak Kapağı
Plak Kapağı

Bir de söylemeden geçemeyeceğim kısımlardan birisi de, plağın kapağı. Genelde sade plak kapaklarını çok seviyorum fakat bu plak kapağını nedense bir başka seviyorum. Plak sergilemeyi çok sevmem fakat çok daha nadir plaklara sahip olsam bile sanırım bu plağı sergilemeye değer plakların arasında tutardım kapağı ve içeriği ile birlikte. Biraz fazla övmüş olduğumu fark ediyorum fakat gerçekten plağa sahip olduğunuz zaman ne kadar değerli bir esere sahip olduğunuzu ve bu kadar övmenin belki az olduğunu sizler de anlayacaksınız.